Romalı tarihçi Strabon ‘a göre Halikarnassos ( Bodrum ) şehri ; Peloponnes (Mora ) yarımadası ‘nın doğusunda yer alan Trozen’den Antes isimli bir liderin komutasında gelen Dorlar tarafından kurulmuştur. Kuruluş tarihi M.Ö. 1000 yıllarına rastlamaktadır.
        M.Ö. 546 yılında Persler Yunanistan ‘ a doğru ilerlemelerinden önce Anadolu’yu ele geçirmişler buradan Ege kıyılarındaki sahil şehirleri üzerine yürümüşlerdir. Bu yıllarda Halikarnassos’da Pers hakimiyetini kabul etmiş , 60 yıl sonra Karia Bölgesi ( Halikarnassos’un içinde bulunduğu ) Persler tarafından atanan ve Satrap denilen vali tarafından yönetilmeye başlanmıştır.
        M.Ö. 377 yılında Karia ‘nın başına Maussollos geçmiş ve ilk iş olarak ülkenin başkentini Mylasa ( Milas ) ‘dan Halikarnassos’a taşımıştır. Kentin nüfusunun az olması sebebiyle 8 leleg kenti halkının da ( Mylasa hariç ) Halikarnassos’a göçe zorlamıştır.
        Ve bu yılları takiben Maussollos kendi ve eşi Artemisia için bir anıt mezar yaptırmaya başlamıştır.  Mezar anıtının yapımında mimar olarak Pytheos ve Satyros , heykeltıraş olarak da doğu tarafta Skopas , güney tarafta Timetheos , batı tarafta Leochares ve kuzey tarafta Bryaxis çalışmışlardır. Mezar anıtı 33 x 39 m. , dört köşe kaide üzerinde oturan ve 36 adet İon sütunla çevrili Cella ve bunun üzerinde yükselen 24 basamaklı , piramit şekilli bir çatı ve en üstte duran Quadriga ‘dan       ( antik çağlarda 4 atın çektiği savaş arabasına verilen ad ) oluşturmaktadır. Quadriga ‘nın içerisinde Maussollos ve karısı Artemisia ‘nın ayakta durur heykelleri bulunmaktadır.  Ayrıca Cella sütunları arasında heykeller ve kaide kısmında iki sıra halinde Amazonlar ile Yunanlıların savaşlarını anlatan kabartmalar yer almaktadır. Yapının yüksekliği ; antik yazarların belirttiği üzere 150 İon ayağı yani yaklaşık 49 m olduğu tahmin edilmektedir. 6. yüzyılda Anadolu’yu sarsan büyük depremde Maussolleion yerle bir olduğu tahmin edilmektedir.
       Bu yapı ile ilgili olarak Romalı yazar Lukianos “ Ölü Diyalogları “ adlı eserinde ( 24 , ı ) ; kinist filozof Diogenes ‘i Maussollos ile konuşturur.
Diogenes sorar ;
“ Söyle Karia’lı , neden böyle kibirlisin ve niye diğerlerinden fazla bir onurlandırmayı bekliyorsun ? “
Maussollos şöyle cevap verir ;
“ Halikarnassos’da hiçbir başka ölümlünün sahip olamadığı kadar büyük bir mezar anıtım var. İnsanoğlunun hiçbir mabette göremeyeceği kadar güzellikte , kaliteli mermerden ve itinalı bir şekilde yapılmış atlar ve insan heykelleri ile süslü . İnan bana bununla övünmek şimdi benim hakkım değil mi ? “
    1402 yıllında Yıldırım Beyaz Ankara savaşında Timurlenk’e yenilince Anadolu toprakları Moğolların eline geçmiştir. Bu yıllarda İzmir’de kaleleri bulunan Rodos Şövalyeleri İzmir’den ayrılarak Menteşe Beyliğinin toprakları içerisindeki o zamanki ismi Mesi olan Bodrum’da kale yapmak için izin alırlar. Zephyrion adı verilen ve limanın hemen solunda bulunan bir Türk kalesine yerleşir , sonraki yıllarda Türklerin saldırılarından korunmak için kaleyi yeniden inşa etmeye karar verirler.
    1404 yılında Heinrich Schlagerholdt isimli kale komutanı ( aynı zamanda kalenin mimarı ) yeni kalenin inşasına başlar.  Heinrich Schlagerholdt kalenin inşası sırasında etrafta bulunan bir çok antik yapıdan yararlanılmıştır. Kale duvarlarını , Maussolleion ‘un kaide kısmında kullanılmış olan yeşil renkli volkanik bloklar ile yapmışlar .Buldukları heykel ve kabartmaları da duvarlarını içine süs olarak koymuşlardır. Sur duvarlarının yapımında ihtiyaçları olan kireç için mezar anıtının mermer mimari parçalarını kullanmışlardır.
Anıtın bulunduğu alanda yapı taşları ve mimari parçalar kaldırılıp alan genişledikçe ortaya kabartma süslemeli bir mekan çıkmış ancak Şövalyeler ulaştıkları mezar odasını açamadan akşam borusu çalmış ve kaleye geri dönmek zorunda kalmışlardır. Mezarı fark eden haydutlar o gece mezarı açmışlar ve bütün değerli parçaları yağma etmişlerdir. Zira ertesi gün Şövalyeler mezara geldiklerinde mezarın etrafında bazı altın kırpıntıları ve yırtık kıyafet parçaları bulmuşlardır.
    1523 yılında Kanuni Sultan Süleyman Menteşe Beyliği’nden Bodrum’u almış ve bu tarihten sonra da kalede hapishane olarak kullanılmaya başlanmıştır.1749 senesinde Richard Danton kaleye girmeyi başarmış ve kale girişi duvarında yer alan kabartmalarla heykellerin gravürünü yapmış ve bu eserlerin Maussolleion ‘a ait olduğunu anlamıştır. İstanbul’daki İngiliz konsolosluğu vasıtası ile eserleri yerinden çıkartıp götürmek istemiş ancak başarılı olamamıştır.
    1846 senesinde Sir Stratford Canning zamanın padişahından aldığı izinle 12 adet kabartma levhasını yerinden sökerek Londra’ya British Museum’a götürmüştür.
    1855 senesinde Charles Newton isimli araştırmacı Halikarnassos ‘da çalışma yapmak için Osmanlı Hükümetinden izin almış ve 1857 yılında kazılara başlamıştır. Seneler içerisinde bulduğu her heykeli ve mimari parçayı Sultan Abdülmecit’in izni ile İngiltere’ye götürmüştür. Bugün bu parçaların hepsi Londra’ya British Museum’da sergilenmektedir.
    1958 – 1977 yılları arasında Aarhus Üniversitesi profesörlerinden Kristian Jeppersen tarafından yapılan kazıda bulunan eserler bugün anıtın bulunduğu yerde 1982 yılında kurulan müzede sergilenmektedir.
TARİHÇE
ANASAYFA
TARIHÇE
7 HARIKA
SPONSORLAR
BODRUM TARIHI
> Müze'den Fotograflar
> Maket & Canlandırma
    Çizimler
> Basında
    www.maussolleion.com